Birinci Dünya Savaşının Sosyo - Ekonomik Sonuçları
1-
Anlaşma Devletleri tarafından Boğazların açılarak Rusya’ya
ulaşılması halinde Rusya, dış alım-satım olanağına kavuşacağından, ekonomik dengesini
kurup sıkıntıdan kurtulacak, İngiltere-Fransa da Rusya ve Romanya’nın zengin buğday
ürünlerinden yararlanıp, gerek silahlı kuvvetlerinin, gerekse halkının yiyecek
gereksinimlerini sağlamış olacaklardı ki, bu gerçekleşememiştir.
2-
Keza Boğazlar açılabilseydi, Tuna yolu da yeniden trafiğe açılıp
Karadeniz’deki 120 parça ticaret gemisinden yararlanma olanağı elde edilecekti.
Halbuki Çanakkale Zaferi, yalnız Rusya ile İngiltere, Fransa’nın değil, bunların aynı
zamanda diğer Batılı devletlerle olan karşılıklı ticari ve ekonomik ilişkilerini de
olumsuz yönde etkilemiş, ne İngiltere, Fransa müttefiki Rusya’ya ihtiyacı olan silah
ve cephaneyi ulaştırabilmiş, ne de Rusya Batılıların ihtiyacı olan buğdayını Akdeniz’e
aktarabilmişti.
3-
Birinci Dünya Savaşı başında Boğazların kapatılıp, bu savaş sonuna
kadar açılamaması, kuşkusuz uluslararası ticari ilişkileri de olumsuz yönde
etkilemişti. Nitekim, Karadeniz’de; İngiltere, Rusya, Fransa, Belçika ve İtalya’nın
toplam 85; Yunanistan, Romanya, Danimarka, İsveç ve Hollanda’nın toplam 27; Almanya,
Avusturya-Macaristan’ın toplam 17 olmak üzere, genel toplamı l29’u ve toplam tonajı
350.000’i bulan ticaret gemisi mahsur kalmıştı.
4-
Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında kısaca denebilir ki,
Çanakkale’de Türk Zaferi, iki yıl uzayan savaş boyunca Doğulu ve Batılı müttefik
devletlerin (Rusya-İngiltere-Fransa) ekonomilerinde sıkıntılar yaratmıştır. Bu durum,
özellikle Rusya’yı bunalıma sürüklemiş ve sonunda rejim değişikliğine (komünizme)
kadar gidebilmiş ve böylece de Rusya’nın savaş dışı kalmasına yol açmıştır.
5-
Zaferin, yukarıdaki ticari ve ekonomik etkinliklerinin yanında,
Türk ulusu açısından sosyal alanda da etkileri görülmüştür. Çanakkale deniz ve kara
muharebelerinde toplam 211.000 insan zayiatı veren Türk ulusu, bu arada binlerce
okumuş ve aydınını da kaybetmişti. Kesin olmayan tahmini rakamlara göre, 100.000’den
fazla öğretmen mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar
yitirildiği sanılmaktadır. Böylece o günün koşullarında ülkenin beyin takımını
oluşturan küçümsenemeyecek bir sayıya ulaşan bu kayıpların, olumsuz etkileri, savaş
sırasında olduğu kadar, bu savaşı izleyen Türk İstiklal Savaşı’nda da fazlasıyla
hissedilmiştir. Nitekim, 1923’te Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün başlattığı
inkılaplar ve bunların paralelinde girişilen reformların kitlelere yaygınlaştırılıp
mal edilmesinde, hayli sıkıntılar çekilmiştir.