Türkiye Birinci Dünya Savaşına girdiği zaman askeri havacılıkta
zayıftı. Taktik hava birlikleri yoktu. Birkaç istisna dışında
mevcut uçak ve personel Yeşilköy havalanında konuşlandırılmıştı.
Savaş öncesinde uçuş eğitimi için kullanılan bu tesis daha sonra
Fransız askeri heyetinin yönetimine geçti. Seferberliğin ilanıyla
beraber Türkiye’nin Almanlara olan eğilimini bilen Binbaşı De Goys,
Fransa hükümetinin de telkiniyle memleketine döndü. Binbir
fedakarlıklarla Fransa’ya ısmarlanan kara ve deniz tayyarelerimize
el konuldu. Muhabere ve Muvasala Dairesi, havacılık kısmı ile
birlikte Genel Karargaha bağlandı. Fransızların ardından Alman
danışmanlar geldi ve uçaklar arasında harap durumda Deperdussin,
R.E.P. ve 3 adet Bleriot XI-2 vardı. Hiç değilse son ikisi,
Deperdussin gibi çalışır hale getirildi. Ne var ki yine de uçuş
için tehlikeli bulundular ve aynı danışmanlar Almanya’ya eğitim
uçakları sipariş etti. Uçuş Okulu’nda 2 adet Nieuport (Hydro)
deniz uçağı bulunmasına karşın, donanmada hiç resmi havacılık
birimi mevcut değildi. Türk havacılığındaki asıl gelişme Çanakkale
ve Gelibolu’daki aktif çarpışmalar sırasında olmuştur.
Ekim 1914’te Üsteğmen Erich Serno (1886-1963) Batı Cephesi’nde
Alman 2. Tayyare Bölüğü’nden Türkiye’deki Alman Askeri Misyonu’na
gönderilmişti. Türk Havacılık personelinin eğitimi için kendisine
bir program hazırlama görevi verilmiş ve bunun yanında Türk Yüksek
Komutanlığı’na havacılık konusunda danışmanlık görevine
atanmıştır. 3 Şubat 1915 tarihinde Yeşilköy Uçuş Okulu’nda
görevine başlamıştır.
|