 Goeben ve Breslau'un izlediği rota
|
|
1914 yazında Akdeniz’de Alman İmparatorluğuna ait sadece iki
savaş gemisi, Amiral Wilhelm Souchon komutasındaki Goeben ve
Breslau bulunuyordu.
Uluslar arası gerilimin doruğa çıkması Avrupa devletlerini
savaşa doğru itiyordu. Amiral Souchon kendisini tehlikeli bir
durumun içinde görüyordu. Kendi komutasındaki 2 savaş gemisi,
Akdeniz filosu 27 gemiden oluşan İngiliz filosu karşısında
tehlikedeydi.
O günlerde Goeben zamanın en hızlı ve ağır silahlı savaş
gemilerinden biriydi. Binin üzerinde mürettebata sahip bu gemi,
640 feet uzunluğunda ve 34 değişik çapta topa sahipti. Goeben’in
en uzun topu 15 milin üzerinde atış menziline sahipti.
Tüm bu ihtişamına rağmen kötü kömür kullanımından dolayı
Goeben’in başı su sızdıran kazanlarıyla dertteydi.
Savaş başlamadan önce tamir ettirebilme umuduyla Amira Souchon
Goeben’i Adriyatik limanı olan ve Alman-Avusturya güçleri
tarafından kontrol edilen Pola’ya çekti.
Souchon’un diğer gemisi Breslau, iyi durumda ancak daha küçük
ve zayıftı. Temmuz 1914 de Pola limanında Goeben’in tamiratı
başladığında, 370 mürettebata sahip Breslau da İtalya’nın güney
sahilinde demirlemişti.
01 Ağustos 1914’de Amiral Souchon çok acil bir telgraf aldı. Bu
telgrafta Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiği, Fransa’ya da
edeceği belirtiliyordu.
Amiral Souchon, önceki aylarda birçok gizli mesaj ile,
Fransa’ya savaş ilan edilmesi durumunda hangi görevleri yerine
getireceği konusunda emirler almıştı. Önce, Goeben ve Breslau
Cezayir kolonisinde bulunan Fransız Askeri üslerine saldıracak,
daha sonra, iki gemi Akdenizden kaçarak Kuzey Adriyatik’teki Alman
filosuna katılacaktı.
Amiral Souchon, Goeben’in kazanları henüz tamir edilemeden 01
Ağustos’ta Pola’dan demir alarak Breslau’a doğru harekete geçti.
İki gemi buluştuktan sonra, Sicilya’nın kuzeyinden batıya doğru
hareket ettiler.
03 Ağustos 1914 ‘de, Sicilya’nın batı sahili açıklarında
bulundukları sırada beklenen mesaj geldi. Almanya Fransa’ya savaş
ilan etmişti. Ancak mesaj bir de beklenmeyen içeriğe sahipti, o
da, Cezayir sahiline yapılacak saldırıdan sonra önceden
planlandığı gibi Kuzey Adriyatik’e değil, Türkiye’ye gidilecekti.
Amiral Souchon’un yeni görevi, Türkiye’yi Almanya safında savaşa
sokmaktı.
Bu gelişmelerin üzerine, Souchon 04 Ağustos sabahı Cezayir’de
Philippeville ve Bona limanlarını bombaladı. B u bombardıman
sırasında da Fransızları yanıltmak için Rus bayrağı çekti.
Bu aşamadan sonra Alman gemileri rotalarını 1.000 mil doğuda
bulunan İstanbul’a çevirdi. Amiral Socuhon, gerekli yakıt olan
kömürü alabilmek için İtalya’ya uğramak zorundaydı.
Souchon’un yeni rotası kendisini doğrudan Sicilya’nın güneyinde
demirlemiş olan İngiliz Akdeniz filosuna doğru götürüyordu.
Souchon, İngilizlerin şimdilik tarafsız kaldığını biliyordu, ancak
fiili olarak İngiltere Almanya’ya savaş ilan etmek üzereydi.
İngiliz filosunun komutanı Amiral Sir Archibald Berkeley Milne
Londra’dan Alman gemilerini takip etmek için emir almıştı. Uluslar
arası yasalar gereğince de Milne takip edebilir ancak
saldıramazdı.
Amiral Milne, en güçlü iki kruvazörünü (Indomitable ve
Indefatigable) Goeben ve Breslau’u aramak üzere görevlendirdi.İki
kruvazör Cezayir’e yaklaştıklarında Goeben ve Breslau’un
beklenmedik bir şekilde doğrudan üzerlerine geldiğini gördüler.
İki taraf için de sürpriz olan bu karşılaşma, ağır silahlı
gemilerin yüksek hızla birbirlerinin yanından geçmesiyle devam
etti. Bu geçiş sırasında bir yandan barışçıl selamlaşma
gerçekleşirken, diğer yandan tüm gemilerin silahları da birbirine
yönlendirilmiş ve atışa hazır şekilde bekliyordu.
Goeben ve Breslau geçtikten sonra İngiliz kruvazörleri de bir
daire çizerek onları İtalya’ya doğru takip etmeye başladılar.
Öğleden sonra saat 2 de Souchon makine dairesine tam yol emri
verdi. Alman gemileri İngiliz gemilerinden hızla kaçmaya başladı.
Ancak Alman gemilerinin kazan dairelerinde ısı tehlikeli boyuta
ulaşmıştı. Nihayet Goeben’in kazanı bu hıza dayanamayarak, zaten
arızalı olan sübaplar kazan dairesinin içerisine aşırı sıcak
buharı salınca dört kişinin ölümüne yol açtı.
Goeben’in makinelerindeki soruna rağmen Almanlar İngiliz
gemilerini atlatmayı başardılar ve 04 Ağustos akşamı Sicilya’nın
kuzey sahilini geçerek yollarına devam ettiler.
Souchon, uluslar arası yasalara aldırmayarak İtalyan kara
sularına girdi ve kendisini bekleyen Alman Kömür gemilerinin
bulunduğu Messina limanına demirledi. Buna tepki gösteren İtalyan
yetkilileri kendisine yakıt ikmali ve limanı terk etmesi için 24
saat süre verdiler.
Amiral Milne ise uluslar arası kurallara uygun şekilde
davranarak İtalyan kara sularına girmedi ve takibi bıraktı. Buna
karşın Indomitable ve Indefatigable’i Messina’nın batısında
konuşlandırdı. Düşüncesi, Souchon’un Adriyatikk’e dönüş için mola
verdiği ve Adriyatik’teki Pola’ya döneceği şeklindeydi. Milne,
Almanlar’ın rotasını Türkiye’ye çevirmesini bloke etme şansını bu
şekilde kaçırmış oldu.
Messina limanında Souchon’un mürettebatı acele bir şekilde
Goeben ve Breslau’a 1.500 ton yakıt aktardı. Bu yakıt, Ege
denizine ulaşmak için yeterliydi, ki burada Souchon yeni bir kömür
gemisine rastlamayı planlıyordu.
Goeben ve Breslau kömür ile yüklenirken, gemilerin subayları da
İngiliz gemileri tarafından batırılma ya da esir alınma ihtimali
düşüncesiyle Almanya’daki ailelerine mektup yazıyorlardı. Bu
sırada Souchon Berlin’den Türk Hükümetinin gemileri İstanbul
limanına henüz kabul etmediğine dair üzücü bir telgraf aldı.
Bir taraftan İtalyan yetkililerin baskıları, diğer taraftan
Akdeniz sularında kendisini bekleyen İngiliz filosu üzerine
Souchon her şeyi göze alarak rotasını İstanbul’a yöneltti. 05
Ağustos gece yarısı Goeben ve Breslau Messina limanından güneye
doğru açıldılar. Aynı sırada İngiltere Almanya’ya savaş ilan
etmişti.
Goeben ve Breslau limanı terk ettiklerinde İngiliz filosunun
kendilerini karşılayacağını düşünüyorlardı. Amiral Milne ise, daha
önceden adı Gloucester olan hafif bir kruvazörünü limanın çıkışına
göndermişti. Gloucester, Almanlar’ın kaçışını gece yarısı ay ışığı
altında fark ederek, beklenmedik bir şekilde doğuda konuşlanmış
olan Miln’e rapor etti.
Gecenin geriye kalanında sadece tek İngiliz gemisi dikkatli bir
şekilde Alman gemilerini takip etti. Tam hız yol alan Souchon,
Gloucester’a ateş ederek zaman ve yakıt harcamak istemiyordu.
Bunun yerine İngiliz gemilerinin Amiral Miln’e radyo-telgraf
göndermelerini engellemeye çalıştı.
Ertesi gün Gloucester Goeben ve Breslau’a ateş açtı. Ancak
gemiler isabet almadı. Souchon, Gloucester’i atlatma ve Ege
denizinde bir kömür gemisine rastlama umuduyla rotasını doğu’ya
yöneltti.
Yunanistan batı sahili yakınlarında Goeben ve Breslau’u takibe
dört İngiliz gemisi daha katıldı. Bu gemiler filonun ikinci
komutanı Amiral E. C. Troubridge komutasındaydı. Goeben’den daha
küçük, ancak daha hızlı olan bu gemilerin silahları da nispeten
küçüktü. Troubridge'in gemileri Goeben ve Breslau’a
yaklaştıklarında, silah subaylarından biri, çatışmaya girilmesi
durumunda kendilerinin zararlı çıkacakları konusunda Troubridge’i
ikna etti. Bunun üzerine İngiliz gemileri Goeben ve Breslau ile
aralarındaki mesafeyi korudular.
Alman gemilerini Akdeniz’de tuza düşürdüklerinden emin olan
Amiral Milne, Gloucester ve Troubridge’in gemilerini takipten geri
çekti. Bazı gemileri de olası Alman saldırısını önlemek üzere
Süveyş Kanalı’na gönderdi. Souchon’un Türkiye’ye gidebileceğinden
hiç şüphelenmiyordu.
10 Ağustos sabahı saat 05:00 ‘te Alman gemileri İstanbul
limanına ulaşmayı başardı.
İstanbul’da, Alman ve İngiliz subaylar Türk hükümet üyeleri ile
kapılı kapılar arkasında bir toplantı yaptı. Alman diplomatlar
gemilerin geldiğini haber alınca, Türkleri gemilerin limana
alınması konusunda ikna ettiler. Amiral Souchon, Türklerin karşı
koymasından endişe duyuyordu, bu yüzden küçük bir botun gelip
kendilerini limanı koruyan mayınların arasından geçirerek limana
sokması sürpriz oldu.
Böylece Souchon’un gemileri güvenli bir şekilde limana girmiş
oldu. Alman diplomatlar, Türklere İngiltere’nin kendilerine iki
savaş gemisini vermediğini hatırlattı. İngiltere, Avrupa’daki
savaş ortamında, iki yeni gemiyi Türkiye’ye vermektense kendisi
kullanmayı tercih etmişti. Bunun üzerine Almanlar Türklere Goeben
ve Breslau’u satmayı önerdi.
Saatler süren pazarlıklar neticesinde Türkler bu gemileri satın
almayı kabul etti. Alman mürettebat kalacak, gemilerin adları da
Yavuz Sultan Selim ve Midilli olacaktı. Amiral Souchon da Türk
donanmasında görev alacaktı.
Socuhon daha sonra tatbikat amacıyla Karadeniz’e açıldı ve Türk
makamlarının bilgisi ve izni olmadan Rus limanları olan Odessa,
Sivatopol ve Novorossisysk’i bombaladı.
30 Ekim 1914 ‘de Türkler Birinci Dünya Savaşı’na dahil oldular.
Goeben ve Breslau’un kaçmayı başarması Amiral Milne ve
Troubridge’in de kariyerinin sonu oldu. Milne, yarım maaş ile
savaşın geriye kalan bölümünde görev dışı bırakıldı. Troubridge
ise karada pasif göreve atandı. Alman gemilerini takip eden filo
komutanlarından sadece Gloucester’in komutanı görevine devam
edebildi.
20 Ocak 1918 tarihinde İmroz adasındaki İngiliz destek üssüne
yapılan saldırı sırasında Breslau mayına çarparak battı. 330
mürettebattan sadece 133'ü kurtulabildi, onlar da İngilizler
tarafından esir alındı.
Goeben ise 1973 yılında söküldü.
|