Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasının ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf
Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de, Rusya’nın bu duruma soğuk
bakması Osmanlı’yı Almanya’ya doğru yönlendirdi ve 2 Ağustos 1914’te yapılan
gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.
Bu tarihten sonra, güvenliği açısından seferberlik ve silahlı tarafsızlık
ilan eden Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914’te İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN
ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verir ve
boğazları tüm yabancı gemilere kapatır.
GOEBEN ve BRESLAU’ın boğazlardan geçmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol
açar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere
sipariş ettikleri ve hatta parasını ödedikleri halde alamadıkları iki gemi
yerine satın aldıklarını açıklar. Böylece, Yavuz ve Midilli adı verilen bu iki
savaş gemisi Osmanlı Donanması’na katılmış olur.
27 Eylül 1914’te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla
çıktığı Karadeniz’de Ruslar’a ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını
bombalayınca (Sivastopol Baskını) 01 Kasım 1914’te Ruslar Kafkasya’da sınırı
geçerek fiilen savaş başlatmış ve Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine
çekilmiş olur.
Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle
Avrupa için çok büyük bir önem taşıyorlardı. Tarih boyunca uğurlarında nice
savaşlar verilen boğazlar stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan paha biçilmez
değerdeydiler. Bugün bile bakıldığında değerlerini korumaya devam ettikleri
açıktır.
İtilaf Devletleri’nin Boğazları açma nedenlerinin başında, elbette ki
boğazların sahip olduğu bu stratejik önem yatıyordu. Rusya’ya yardım edebilmek
hedefiyle yapılanan bu düşünce ; aynı zamanda Almanya’dan yeterli yardım
alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı’yı tek başına ve
planlanmış bir barışa mahkum etmeyi planlıyordu. Ayrıca boğazları kazanmak
demek, İstanbul’u ele geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma
sebep olmak demekti. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarıya kayıtsız
kalamayacak ve İtilaf Devletleri’ne katıldıklarını açıklayacaklardı.
Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm Müslüman sömürgeleri
sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız eden hiçbir şey
yaşanmayacaktı.
Bu düşünceyle İngiltere 28 Ocak 1915’te Osmanlı’ya savaş kararı aldı ve bu
karara Fransa da katıldı.
|